MYNDOS 2004

 1- Anakara Çalışmaları

Anakara yüzey araştırmaları başlıca üç farklı alanda gerçekleştirilmiştir: Anakara, Doğu Nekropolü ve kuzeybatı Nekropolü.
Kentin en yüksek noktasında bulunan Akropolis nirengi noktası kabul edilerek yüzey taramasına buradan başlanmış ve anakara çalışmalarının ilk ayağı yerleşimin diğer en yüksek noktası olan Yarımada üzerindeki tepede sona ermiştir.
Anakarada yapılan yüzey araştırmalarında Maussolos'un burada kurduğu klasik dönem şehrinin çok geniş bir alana yayılmış olduğu belirlenmiştir. Bunda Myndos’un başkent olan Halikarnassos'a batıdan gelebilecek düşman saldırılarına karşı önemli bir savunma hattı şeklinde konuşlandırılmasında etkili olmuş olmalıdır. Kentin stratejik özellikli jeopolitik konumu Roma dönemine kadar gelişimini sürdürmesinde de etkili olmuş olmalıdır.
Yaklaşık 5 km uzunluğunda sur duvarlarıyla korunan şehrin, bir tane iç liman ve bir tane dış liman olmak üzere iki limanı bulunmaktadır. Şehir surları limanları da koruyacak şekilde düzenlenmiştir. Limanlar özellikle etkili olan kuzeybatı rüzgarına karşı korunaklı yapılmıştır. Batıda surların birleştiği izlenen küçük adanın (Tavşan Adası) başlangıçta anakarayla birleşik olduğu bilinmektedir. Bunu halihazırda korunan sur duvarı izleri de açık bir şekilde göstermektedir.

Mausolos’un talimatı ile inşa edilen Klasik dönem Myndos kenti oldukça geniş bir alanı kaplaması ve uzun sur duvarları ile dikkati çekmektedir. Sur içinde kalan bu geniş kentin oturduğu alan çanak şeklindedir. Kenti çevreleyen ve granit taşlardan örülü sur duvarları yer yer pseudo isodomik teknikte yapılmıştır. Şehir surları aynı zamanda bölgeye hakim olan ve denizcileri korkutan kuzeybatı rüzgarlarına karşı limanı korugan kılmaktadır. Sur duvarında kullanılan taşlar kente 3 km mesafedeki Koyunbaba mevkisindeki taş ocaklarından getirilmiş olmalıdır. Kullanılan taşlar rektagonaldir. Derzler ince yonu, orta kısım ise nispeten kaba yonu ve bosajlı olarak bırakılmıştır. Batıda eskiçağda anakarayla birleşik olan küçük ada (Aethusa), şimdiki adı Tavşan Adası, bulunmaktadır. Surlar bu noktadan itibaren batıya doğru yükselen arazinin hakim noktalarını takip etmektedir. Güney surları şehrin en kolay hücuma maruz kalabileceği bölümünde uzanmaktadır. Güney suru aynı zamanda dörtgen kulelerle takviye edilmiştir. Buradaki sur duvarlarının ve kulelerin büyük bir kısmı modern bahçe duvarları ve erozyon toprağı altında kalmış olup, sadece oluşturdukları yükselti ile takip edilebilmektedirler. Bu elverişli arazi yapısı nedeni ile şehrin giriş kapısının burada olması gerekmektedir. Güney surları yapay arazinin en yüksek noktasında yer alan iki kaya kütlesinin üzerine inşa edilmiş iki kule ile son bulmaktadır. Bu noktadan itibaren Kuzeybatı istikametine yönelen surlar, doğal bir set duvarı şeklinde uzanan bir kaya hattının sırtlarını takip etmekte olup, deniz kıyısına ulaşmadan bir kuleye bağlanmış olduğu anlaşılmaktadır. Kuleden sonra sur kaybolmaktadır. Fakat izlere göre kıyı şeridini takip ederek yarımadanın etrafını çevirmekte ve liman ile birleşiyor olmalıdır. Ayrıca Myndos surları çok sayıda gözetleme kulesine sahiptir. Günümüzde limanın gözetleme kulelerinden biri suyun altında hala görülebilmektedir. Sur duvarları ana kara üzerindeki geniş bir alanı olduğu kadar burnu da içine almaktadır. Ancak burun tarafı 19. yüzyılda önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Mausolos dönemi sur duvarlarına ait en iyi korunmuş bölümler Akropoliste bulunmaktadır. Akropoliste yapılan incelemelerde ayrıca kule yapısına birleştirilmiş şekilde inşa edilen ve iki odadan oluşan bir birim belirlenmiştir. Oldukça tahrip olmuş olsa da, duvarların yalıtımında kullanılan sıva, burasının su ile ilişkili bir fonksiyonunun bulunduğunu, diğer bir ifade ile sarnıç olduğunu, göstermektedir. Söz konusu sur duvarları işçilik ve teknik olarak İ.Ö. 4. yüzyıla tarihlenmektedirler.

Kentte dikkati çeken ve sadece yarımadayı çevreler şekilde inşa edilmiş olan ikinci bir sur duvarı daha yer almaktadır. Bu duvarlar daha büyük blok taşlardan inşa edilmiş olup "Leleg Duvarı" olarak adlandırılmıştır. Teknik olarak diğerin göre farklı inşa edilmiş duvarlarda, yapı malzemesi olarak gri taş kullanılmıştır. Taşlar rektagonal veya poligonal şekildedir. Bu duvarların diğer sur duvarları ile bir bağlantısı yoktur. Duvar kalınlığı yer yer 1.20 metreyi bulmaktadır. Duvarlar tip ve işçilik olarak İ.Ö. 2. binin ikinci yarısına tarihlenen Tiryns kentinin sur duvarları ile benzerlik göstermektedir. Bu veriden hareketle Strabon’un da rivayetini doğrularcasına kentin ilk kuruluşunun Mausolos öncesine gittiğini savlamak olasıdır.

Batı Limanı’na inen geniş düzlükte en güney uçta bir kilisenin alt yapısı bulunmaktadır. Zemin üzerindeki mozaik tabanı in-situ korunmuş olan kilisede Bodrum Arkeoloji Müzesi bir kurtarma kazısı başlatmıştır. Temel izlerinden anlaşıldığı kadarı ile bu kilisenin altında orijinal bir tapınak yer almaktadır.
Bu kilisenin kuzeyindeki düzlükte yine podyum şeklinde yükseltilmiş ana kayanın üzerine yerleştirilmiş olan bir tapınağa ait temel kalıntıları belirlenmiştir. Tapınağın hemen kuzeyindeki yamaç üzerinde içbükey yapıda bir saha mevcuttur. Arazi yapısı ve konum burasının kent tiyatrosunun bulunduğu alan olma olasılığını artırmaktadır. Eğer tahmin ettiğimiz gibi kent tiyatrosu burada ise, söz konusu tapınak temelleri de Dionysos’a ait olmalıdır. Yüzey de yapığımız incelemelere göre, tiyatro tepesinin doğu analemna duvarına ulaşacak şekilde yamaca paralel ilerleyen bir cadde mevcuttur. 10 metrenin üzerindeki genişliği nedeni ile bu cadde büyük bir olasılıkla kentin ana caddesi olmalıdır. Bazı yerlerde varlığı korunan ve bu caddeye koşut ilerleyen daha dar sokaklar kentin büyük bir olasılıkla Hippodamos planda düzenlendiğine işaret etmektedir.
Kentin günümüze kadar kısmen de olsa ayakta durmayı başarabilen iki yapısından birisi Dionysos Tapınağı’nın (?) yaklaşık 1 km kuzeydoğusundadır. Burada sökülen bir tapınağın birinci sınıf işçilikteki mermer mimari elemanları kullanılarak sonradan bir kilise inşa edilmiştir. Kilisenin apsisli ana nefi ayaktadır. Her iki yanda yer alan birer nefe ait izler ise hala varlığını korumaktadır. Kilisenin dış ölçüleri: Korunan Uzunluk 14.00 m ve Genişlik 16.30 metredir.

Günümüze kadar ayakta kalabilmeyi başaran tek yapı Eklisia olarak bilinen yapıdır. Yapı minibüs son durağının hemen 20-30 metre yakınında yer almaktadır. Doğu batı doğrultusunda tek nefli olarak yapılmış olup üst örtüsü beşik tonozla kaplıdır. Kilisenin batı yanına sonradan eklenti bir yapının yapılmış olduğu ve girişinin güneye kaydırılmış olduğu gözlemlenmiştir. Güneydeki giriş kısmının üst yanına sonradan konulduğu rahatlıkla anlaşılabilen ve üzeri aşınmış olsa da dört satırlık Grekçe yazıtı görülebilen bir kitabe bulunmaktadır. Kitabe üst yanına sonradan kazınan bir haç motifi ile Hristiyanlaştırılmıştır. Kapı ve pencere sövelerinde de mermer devşirme parçaların kullanılmış olduğu dikkat çekmektedir.
Ayakta varlığını koruyan bir diğer yapı, kilisenin yaklaşık 100 m kuzeydoğusunda bulunan hamamdır. Hamamın korunan uzunluğu 38 m ve genişlik 12 metredir. Sadece apsisli calidarium bölümü ayaktadır. Ancak yerli halkın ifadesine göre, bu yapının yaklaşık 100 metre güneyinde açılan bir sarnıç çukurundan çok sayıda mermer kurna ortaya çıkmış; arazi sahibi bunun üzerine çalışmaları durdurtarak, kuyunun üzerini kapattırmıştır.
Anakaradaki arazi çalışmaları esnasında dikkatimizi çeken bir diğer ilginç buluntu yarımadanın doğusunda uzanan ve Doğu Limanını koruyan mendireğin batı ucundaki kalıntılardır. Burada dik yamacın hemen eteğinde ve mendireğe koşut şekilde yerleştirilmiş üzeri kemerli bir örtüye sahip olan iki oda söz konusudur. Mekanın tabanında hala mozaik döşemin izleri mevcuttur. Kullanılan sıva ve tabandaki mozaik burasının suyla ilişkili bir fonksiyonunun olduğunu akla getirmektedir. Birimin hemen güneyinde korunan kapı eşiği, bu yapının kapalı bir mekan olduğunu akla getirmektedir. Mendireğin üzerinde yer alan ve sur duvarı ile benzer işçiliği gösteren duvar kalıntıları ile olan ilişki, söz konusu yapının liman ile ilişkili olabilceğini akla getirmektedir.

Bunların dışında özellikle özel mülkiyet alanları içerisinde çok sayıda mimari parçanın olduğu dikkatimizi çekmiştir. Bunların güvenliğini sağlamak amacı ile ya oldukları yerlerde arazi sahiplerine zimmetlemek, ya da bunları toplayarak güvenli bir alanda koruma altına almak gerekmektedir.
Anakara çalışmaları kenti çevreleyen sur duvarlarının dışında Doğu Nekropolü olarak adlandırdığımız sahada da sürdürülmüştür. İlk olarak sur duvarlarının hemen doğusundan itibaren kayalık alan taranmış ve burada kayaya oyulmuş mezarların ve mezar alanlarının vazgeçilmez öğesi olan sunaklara ait örnekler bulunmuştur. Saptadığımız örnek ne yazık ki günümüzde bahçe duvarının bir parçası durumundadır. Doğu Nekropolü Kızıl Burun olarak adlandıran burna kadar devam etmektedir. Söz konusu alanın toplam 200 Hektar genişliğinde olduğu hesaba katılırsa, ne kadar görkemli bir kentle karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır.
Kızıl Burun olarak adlandırılan alanın batı yamacında, bilinmeyen bir tarihte açılmış olan bir kaya mezar saptadık. 151 x 130 cm. ölçülerinde ve Cephesi ana kaya düzeltilerek elde edilmiş olan kaya mezarının içinde her bir kenarda yer alacak şekilde üç adet ceset teknesi bulunmaktadır. Bunlardan birisinin kapağı halen in-situ olarak teknenin içinde durmaktadır.

Beklenmeyen bir oluşum kenti çevreleyen sur duvarlarının kuzeybatısında karşımıza çıktı. Burada Güm-San tatil Köyünün içerisinde yine kayaya oyulmuş bir mezarın bulunduğunu keşfettik. Tatil köyü inşa edilirken büyük bir bölümü tahrip edilse de iki ceset kapasiteli bir mezar odası hala varlığını devam ettirmektedir. Bu buluntu kent nekropolünün kenti kuşatacak şekilde yerleştirildiğini göstermektedir. Böylece nekropol sahası çok geniş bir alana yayılmaktadır. Kuzeybatı Nekropolü, üzerinde bulunan tatil siteleri nedeni ile ne yazık ki Doğu Nekropolü kadar şanslı değildir.

Sonuç olarak anakarada yaptığımız incelemelerde büyük bir çoğunlukla yüzeyde mimari parçaların olmadığı gözlemlenmiştir. Sanki bilinçli bir şekilde süpürülme söz konusudur. Buna rağmen yüzeyde bir anlam veremediğimiz, ancak in-situ durumda olan çok sayıda mimari parçaya rastlanmıştır. Bunlardan bazıları bir doğrultu oluşturacak şekilde uzanmaktadırlar. Bu durum antik kentin büyük bir oranda toprağın ve denizin altında yer aldığını göstermektedir. Burada başlatılacak bilimsel kazılar görkemli kenti gün ışığına çıkartacaktır. Bodrum Yarımadası’nda üzerinde henüz modern yapılaşmanın yapılmadığı ender yerlerden birisi olması nedeni ile, eğer kazılar başlarsa, burası yarımadanın kültür merkezi olmaya adaydır.

 2- Sualtı çalışmaları

Coğrafik konumuyla Knidos ve Halikarnassos gibi Karia'nın önemli limanlarına benzerlik gösteren Myndos Limanı, bugün dahi tekneler açısından önemini korumaktadır. Kent, bir bölümünün günümüzde denizin altında kalması ve sahil yerleşimi olması nedenleri ile batık araştırmaları için de büyük önem taşımaktadır. Bu durumu Institut of Nautical Archeology (INA) ekibinin 1980 yılında Bodrum Yarımadası'nı kapsayan incelemesinde, Gümüşlük sahilinde yapılan dalışlar da ortaya koymaktadır.
Sualtında yapılan yüzey araştırmalarında bu dönem sadece Doğu Liman’a dalınmıştır. Kentin sonunun hazırlayan büyük deprem sonrasında limanı doğu tarafta sınırlayan ve bir ucu Tavşan Adası’nda sona eren sur duvarının bulunduğu temeller ile güneyde mendirek üzerinde bulunan mimari yapı su altına inmiştir. Sualtında yapılan incelemeler neticesinde her iki mimari yapının da önemli ölçüde ayakta olduğu saptanmıştır. Liman girişinde çok sayıda amphora kırığının olduğu belirlenmiştir. Bunların arasında kısmen sağlam olan bir amphora tip olarak Filistin amphoralarını çağrıştırmaktadır. Liman içinde ise kuzeybatı kıyıya yaklaştıkça sualtında mermer mimari parçalarda bir yoğunluk olduğu gözlemlenmektedir. Ayrıca iç limanın tabanının, özellikle kıyıda bulunan restoranların fosseptiklerinden sızan pis su, limana demirleyen teknelerin bıraktıkları sintine, plastik ve cam şişelerle kirletildiği dikkat çekmiştir. Kirlilik nedeni ile denizin tabanına doğru görüş mesafesi yarım metreye kadar düşmektedir. Zaman geçirilmeden limanın temizlettirilmesi ve bu temizliğin kalıcı hale getirilebilmesi için liman çevresinde bulunan binaların atık suları için arıtma sistemi yaptırılması ve balıkçı kayıkları dışında limana teknelerin demir atmasının önüne geçmek gerekmektedir.

3- Bodrum Arkeoloji Müzesi Çalışmaları

2004 yılı çalışmalarının bir bölümü de Bodrum Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada amaç; daha önceki yıllarda çeşitli vesilelerle Myndos’ta bulunarak ilgili müzeye intikal etmiş olan müzelik ve envanterlik değerdeki taşınabilir kültür varlıklarının belirlenmesidir. Bu nedenle müzenin envanter defterleri taranmış ve sonuç olarak değişik tarihlerde olmak üzere çok sayıda müzelik değerde eserin kayıtlara geçtiği saptanmıştır:

Adet

Cinsi

Dönemi

24

Bronz Sikke

Roma – Bizans

8

Mangal Parçası

Yunan (Helenistik Dönem)

5

Kandil

Yunan - Roma

5

Değişik Mimari parçalar

Yunan- Roma

3

Mermer Levha Üzerinde Yazıt

Yunan - Roma

3

Pişmiş Toprak Seramik

Yunan

3

Altın Labyris

Yunan

2

Pişmiş Toprak Seramik

Miken

2

Damgalı Kiremit Parçaları

?

2

Mezar Steli

Yunan (Helenistik Dönem)

2

Mermer Heykel Başı

Yunan

2

Sütun Başlıkları

Roma - Bizans

1

Mermer Korkuluk Parçası

Bizans

1

Bronz Levha

Bizans

1

Bronz Havan

?

1

Adak Levhası

Yunan (Helenistik Dönem)

1

Mermer Erkek Ayak Parçası

Yunan

1

Bronz Erkek Başı

Yunan

1

Amphora

Yunan

1

Oinocheie

Yunan

1

Mermer Boğa Başı

Yunan

1

Kireç Taşından Aslan Başı

Yunan

1

Bronz Mızrak Ucu

?

1

Kuros Parçası

Yunan (Arkaik Dönem)

1

Bronz Miğfer

?

1

Bronz Kantar

Yunan

1

Terrakotta Silen Başı

Yunan

1

Terrakotta Tymanterion

Yunan

Yukarıdaki buluntu listesinden de çok rahat bir şekilde anlaşılabileceği gibi, Myndos’un ilk kurulduğu dönem sanılanın aksine Mausolos döneminden (İ.Ö. 4. yüzyılın ortaları) çok önceye gidiyor olmalıdır. Özellikle müzeye intikal eden Miken dönemine ait seramik örnekleri ve Arkaik dönem ait Kuros parçası bu konuda önemli ip uçlarıdır. Yarımada üzerinde bulunan kyklopik sur duvarları ve seramik buluntular, en azından yarımada üzerinde olmak üzere Miken dönemine geri giden bir yerleşimin olduğunu göstermektedir. Arkaik dönem kurosu ise yerleşimin devamlılığı konusunda önemli belge özelliği taşımaktadır. Bu konuda daha detaylı bilgi ancak düzenli bilimsel arkeolojik kazıların başlaması ile mümkün olacaktır.

Sonuç

Myndos’un ilk kurulduğu yerin Karatoprak/Turgutreis ile Gümüşlük Beldesi arasındaki yolun üzerinde, denize yaklaşık 1 km uzaklıktaki Bozdağ Tepesi’nde olduğu savlansa da, yarımada üzerinde saptanan ve İ.Ö. 2. bine tarihlenen örnekler ile benzerlik gösteren sur duvarları, Miken dönemine ait seramik buluntular bugünkü Myndos’un bulunduğu alanda Mausolos öncesine giden bir yerleşimin olduğuna işaret etmektedir.
2004 sezonunda programa alınan kentin tamamında gridasyon (plan kare) yapılması, jeodezi ve topoğrafik çalışmalarla kentin oturduğu alanın tanımlanması ve proton magnetometre yardımı ile zemin etüdü yapılıp, toprak alındaki mimari yapıların durumunun belirlenmesi çalışmaları Bodrum Arkeoloji Müzesi’nin başlattığı kurtarma kazıları nedeni ile ilerideki bir dönemde gerçekleştirilmek üzere ertelenmiştir.
Çok kısa, ancak çok faydalı sonuçlar üreten yüzey araştırmamız göstermiştir ki, çok büyük bir kent tamamıyla olma üzere hala toprak altındadır ve Myndos’ta vakit geçirilmeden düzenli bilimsel arkeolojik kazıların başlatılması gerekmektedir. Tersi bir durumda çok hızlı bir şekilde kentin tamamı yazlık evler veya çok yıldızlı otellerin altında kalacaktır. Myndos, Bodrum Yarımadası’nda kültür turizmi için bakir ve potansiyel bir kaynaktır. Bu kaynak yapılacak kazılarla kentin ortaya çıkartılmaya başlaması ile daha da güçlenecektir. Böylece çok geçmeden de yarımadada Bodrum eğlence turizminin, Gümüşlük ise kültür turizminin merkezleri olacaktır.

 

                                                                                                                                                       
Sayfamızı Count kişi ziyaret etmiştir...

•    Kazı Heyeti
•   2005 Yılı Çalışmaları
•   2006 Yılı Çalışmaları
•    Myndos Ana Sayfa     
•    Resim Galerisi
•    Faydalı Linkler
•    Ana Sayfa
İletişim


           
:: Duyurular
           
Yaz Okulu ...
 
   

 

           

SPONSORLAR


Gümüşlük Belediyesi