MYNDOS 2005
Muğla İli, Bodrum İlçesi, Gümüşlük Beldesi’nde yer alan Myndos, Bodrum Arkeoloji Müzesi tarafından yapılan muhtelif kurtarma kazıları göz ardı edilirse, günümüze kadar hiç kazı yapılmamış örenlerden birisiydi. Periyodik olacak bilimsel arkeolojik kazılara ilk adım 2005 sezonunda Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Yaşar Yıldız’ın başkanlığında ve Prof. Dr. Mustafa Şahin'in bilimsel danışmanlığında atılmıştır. Sayın Yıldız daha sonra müzenin kazılardan tamamen çekildiğini beyan ederek Myndos kazısının Bakanlar Kurulu Kararlı kazılar statüsüne geçmesinin de önünü açmıştır. Böylece Myndos kazıları 2006 sezonundan başlayarak tamamen Uludağ Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümüne devredilmiştir.
2005 yılında bilimsel danışman sıfatı ile katıldığımız ilk kampanyada 3 adet kayaya oyulmuş mezar, askeri liman girişinde bulunan yapı kompleksi ve imparatorluk hamamında kazı yapılmıştır. Myndos kazılarının asıl mimarı Gümüşlük Belediye Başkan Sayın Mehmet Ülküm’dür. Bizlere verilen her türlü destek için başta Sayın Belediye Başkanı olmak üzere tüm belediye çalışanlarına minnettarız. Myndos kazıları aynı zamanda Bodrum Ticaret Odası tarafından da desteklenmiştir. Oda adına Sayın Mahmut Kocadon’a burada bir defa daha teşekkür ederim.
Myndos kazılarını bekleyen en büyük açmaz kamu arazisinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu nedenle kazı çalışmalarına Gümüşlük Yalıkavak yolunun genişletilmesi esnasında ortaya çıkan mezarların temizlenmesi ile başlamıştır. Burada büyük bölümü tahrip edilmiş üç adet kayaya oyulmuş mezar bulunmaktadır. Söz konusu kaya mezarları içerisinde yapmış olduğumuz kurtarma kazıları neticesinde mezarların henüz soyulmadığı anlaşılmıştır. Buluntular arasında camdan ve pişmiş topraktan imal edilmiş unguanteriumlar ve bir pişmiş toprak kandil kayda değerdir. Söz konusu buluntulara göre mezarlar yaklaşık olarak İ.S. 1. yüzyılda kullanıldığını savlamak olasıdır.
İkinci sektör askeri liman olarak adlandırdığımız limanın hemen girişinde yer alan odadır. 2004 yılında örende yaptığımız yüzey araştırmaları esnasında da dikkatimizi çeken ve başlangıçta su ile ilintili bir işleve sahip olduğunu düşündüğümüz oda, liman girişini kontrol amacı ile inşa edilmiş mendireğin hemen batı ucunda kalmaktadır. Yıkılmış halde günümüze ulaşsa da, korunan izlerden anlaşıldığı kadarı ile kemerli bir üst örtüye sahiptir. Zemin kaplamasında ise mozaik kullanılmıştır.
Kazılar esnasında özellikle kemerin güney doğu köşesinde çok sayıda üzeri freskolu sıva parçasına rastlanmıştır. Oda tamamen temizlendiğinde mozaik zeminin üzerinin daha sonraki bir tarihte mermer plakalar ile kaplandığı anlaşılmıştır. Bu alanda bizi en fazla sevindiren gelişme odadan güneyinde ikinci bir mekânın bulunduğunu keşfetmek olmuştur. Bu iç odada zemine doğru inildikçe mermer buluntular sayıca artmaya başlamıştır. Büyük bir olasılıkla in –situ olan bu mermer mimari parçaların açığa çıkartılması 2006 sezonuna bırakılmıştır.
Yapının fonksiyonu ve tarihi ile ilgili net ifadeler kullanmak için henüz çok erkendir. Zemin kaplamasındaki farklılıklara göre burada en azından iki evreli bir yapılaşma söz konusu olmalıdır. İlk evrede mozaik kaplama bir zemin kullanılırken, ikinci evrede bundan vazgeçilerek mozaiğin üzeri mermer ile kaplanmıştır. Üst örtüde pişmiş toprak çatı kiremitleri kullanılmıştır. Mevcut mozaiğe göre ilk evrenin yaklaşık İ.S. 5. yüzyılda inşa edildiğini savlamak olasıdır . Ayrıca m ermer plakalar üzerine betimlenen haç motifleri nedeni ile de bu alanın en azından bir dönem Hıristiyanlıkla ilgili bir fonksiyona sahip olduğunu söylemek olasıdır ( Resim 3). Ön odada yer alan çukur bizden önce burada define amaçlı kaçak kazı yapıldığının en güzel kanıtıdır.
Üçüncü sektör, her iki limana uzak olmayan bir noktada, agoradan ana caddeye çıkan liman caddesinin üzerinde kuzey-güney yönünde uzanır şekilde yer alan imparatorluk hamamıdır (?).
Yapı, kuzey batı köşede tonoz seviyesine kadar ayakta kalmayı başarabilmiştir. Batı duvarının bir bölümü nerede ise üst örtüye kadar korunmuştur. Doğu duvarının da önemli ölçüde ayakta olduğu görülmekte ve dış cephesinde bulunan kör nişler ve ortada kemerli bir kapı açıklığı nedeni ile doğu yönüne doğru genişleyen bir diğer mekâna işaret etmektedir. Binanın batı duvarı yaklaşık 250 cm kalınlığa sahipken doğu duvarı 100 cm kadardır. Böylece ana mekânı kalın bir duvarın çevrelediğini savlamak olasıdır. Duvarlar arasındaki kalınlık farkı doğu duvar olarak adlandırdığımız duvarın dış duvar değil de, mekânı kendi içinde bölümlere ayıran bir fonksiyonunun olduğunu göstermektedir.
Bu mekânda kazı programımız kuzey batı köşede bulunan apsisli bölümün içinden başlamıştır. Yapı güney yönünde ilerlenerek gün ışığına çıkartılmaya başlanmıştır.
Sonuç olarak yapının toplam 930 cm yüksekliğe sahip olduğu anlaşılmıştır. Apsis açıklığı ise 740 cm olarak ölçülmüştür. Kaplamada kullanılan mermer plakalar apsisin batı yarısına sonradan inşa edilmiş ocak kullanılarak kirece dönüştürülmüş olmalıdır. Bu alanda bulunan yoğun küllü tabaka bu savımızı doğrular niteliktedir ( Resim 4). Burada bulunan üzerinde haç motifli pişmiş toprak Bizans ampula parçası bu tahribatın dönemini bizlere göstermektedir. Şimdilik çok erken olmakla birlikte tonozlu üst örtü, tonoz üzerinde yer alan küçük pencereler, mermer kaplama, su yalıtım amaçlı harç ve çok sayıda bulunan pişmiş toprak figula parçaları burasının bir hamam olabileceğini akla getirmektedir. 2006 sezonunda yapılacak kazılar bu kuşkumuzun ne kadar haklı olduğunu daha açık ortaya koyacaktır.
2005 yılı heyet üyesi listesi:
Uludağ Üniversitesi: Prof. Dr. Mustafa Şahin, Öğr. Gör. Derya Şahin
Selçuk Üniversitesi: Arş. Gör. Erdoğan Aslan, Serkan Gündüz, Savaş Altun, Vahit Tursun, Oktay Dumankaya, Vahit Tursun, Banu Salakozlu, Deniz Sönmez, Zafer Güler.
Erciyes Üniversitesi: Hacer Şahan.
Trnava Üniversitesi: Zuzannna Poláková, Lucıa Novakova.