Heidegger'de Varlık ve Zaman

Asa Kitabevi, Bursa, 2000

İkinci Baskıya Önsöz

Bu çalışma, 1997 yılında Asa Kitabevi'nden çıkan Heidegger'de Varlık ve Zaman adlı eserimin yeniden gözden geçirilmiş, geliştirilmiş ve çoğaltılmış şeklidir.
Martin Heidegger'in felsefesiyle olan ilgim çok eskilere dayanır. Henüz bir doktora öğrencisiyken, Heidegger'e olan ilgim onun üzerine bir doktora tezi yapmama neden oldu. Doktara tezimde Hedigger'in Descartes'in varlık anlayışını nasıl eleştirdiğini temele alarak Heidegger'in varlık kuramını önce açıklamayı ve sonra da eleştirmeyi denedim.
Bu çalışmadaki amacım Martin Heidegger'in felsefesini eleştirmek veya reddetmek değil, tam aksine onun felsefesini, temel görüş ve kuramlarıyla tanıtmaktır. Bu nedenle bu kitap, Heidegger felsefesine giriş çalışmasıdır. Bir giriş çalışmasında beklenen bütünlük ve genellik temelinde, çalışma beş bölümden oluşmaktadır.

1999-2000 öğretim yılının güz dönemi yaptığım "Varlık Felsefesi Problemleri" adlı yüksek lisans dersinde öğrencilerimle birlikte Heidegger'in büyük eseri Varlık ve Zaman üzerine yeniden durma fırsatı buldum. Değerli öğrencilerimle satır satır okuduğumuz Varlık ve Zaman bize Heidegger'in felsefedeki önemini yeniden hatırlattı. Bu nedenle, Birinci Bölüm, Heidegger'in varlık ve zaman anlayışına ayrıldı.
Yine bu derste öğrencilerimin Heidegger üzerine yazılmış kitaplardan yaptığı çevirileri gözden geçirme ve düzeltme fırsatı buldum. Bu çevirilerden birini kitabın Dördüncü Bölümü olan Tarih Felsefesi başlığı altında okuyuculara sundum.
1999 yaz dönemi TÜBA'dan aldığım bir bursla Amerika Birleşik Devletleri'nde teknoloji felsefesi üzerine bir araştırma yapma fırsatı buldum. Bunun sonucu olarak da, Heidegger'in "Teknolojiye İlişkin Soruşturma" adlı makalesini çevirerek, bu çalışmaya ekledim. Üçüncü Bölüm, teknoloji felsefesine ayrıldı.
Ayrıca bilim ve bilgi kavramlarının Heidegger için ne anlama geldiğini sorgulayan ve açıklayan bir başka bölüme de burada yer verdim. İkinci Bölüm olan bu bölümde Heidegger'in yanısıra Husserl ve Gadamer'in bilim görüşlerini, Modorn felsefeye geri dönerek hem açıklayıcı hem de eleştirici bir tavırla ele aldım.
Son bölümde ise, Heidegger'in düşün yaşamını ve eserlerini tanıttım. Bu çalışmanın basımında gösterdikleri titiz çalışmaları dolayısıyla Asa Kitabevi çalışanlarına çok teşekkür ederim.

Çalışmayı büyük titizlikle okuyan ve yanlış yazılımları düzelten değerli öğrencim Elif Nuyan, Metin Becermen ve Neziha Dalgıç'a ayrıca değerli dostum Alim Yanık'a çok teşekkür ederim.

Önsöz

Elinizdeki çalışmanın amacı Martin Heidegger'in felsefesini, temel görüş ve kuramlarıyla tanıtmaktır. Bu bir Heidegger felsefesine giriş çalışmasıdır. Bu nedenle Heidegger'in en büyük eseri olan Varlık ve Zaman aslına uygun olarak özetlenerek tanıtılmaya çalışıldı. Ayrıca, Heidegger'in çeşitli düşünceleri hakkında yayınladığım makalelerimi de burada bir araya getirdim.
Heidegger felsefesi hakkında ülkemizde yeterince yayın bulunmamaktadır. Türkiye Felsefe Kurumu'nun yayınladığı ve Yusuf ÖRNEK'in çevirdiği Metafizik Nedir?, Ali ILGAT'ın çevirdiği Nedir Bu-Felsefe ve Turhan ILGAZ'ın çevirdiği Profesör Heidegger'e 1933'te Neler Oldu? adlı eserleri Türkçemizdeki orjinal kaynaklardır. Bunun yanında Profesör Doktor Doğan ÖZLEM'in Heidegger üzerine çevirdiği iki kitap ve birçok kişinin yazdığı Heidegger üzerine makaleler mevcuttur. Dolayısıyla bu çalışmanın, Heidegger felsefesine giriş yapmak isteyenler için iyi bir başlangıç olacağını düşünüyorum.
Heidegger felsefesiyle uğraşanların da açıkca bildiği gibi, Heidegger'in kullandığı terminoloji derin bir felsefî anlam yüklüdür. O, sıradan Almancadan aldığı kavramlara felsefe yükleyerek, felsefeye kazandırmıştır. Bu ise Heidegger'i başka bir dile çevirmenin zorluğunun temelini oluşturmaktadır. Bu nedenle burada bazı kavramların Türkçe karşılıklarını ilk kez kullanmayı denedim. Bu karşılıklar henüz kabul görmemiş bulunan ve belki de ilk defa benim tarafımdan önerilen karşılıklardır. Heidegger felsefesi üzerine ülkemizdeki çalışmalar çoğaldıkça Heidegger'in terminolojisine önerilen karşılıklar çoğalacak ve sonunda bazıları elenerek asıl anlamına daha yakın olanlar felsefe dilimize kazandırılacaktır. Bu amaçla çalışmanın sonuna bir sözlükçe konularak, Heidegger terminolojisi tanıtılmaya çalışıldı. Çalışmalarımın ve önerilerimin bu süreci biraz daha hızlandıracağını ve konu hakkında çalışmak isteyenleri cesaretlendireceğini umuyorum.
Bu çalışmanın basımında gösterdikleri desteğe ve titiz çalışmaları dolayısıyla Asa Kitabevi'ne ve sahibi Mecit Bilgin'e çok teşekkür ederim. Çalışmayı büyük titizlikle okuyan ve yanlış yazılımları düzelten değerli dostlarım Alim Yanık ve Caner Çiçekdağı'na ayrıca çok teşekkür ederim.

Giriş

Martin Heidegger, 20. yüzyıl düşüncesine en fazla etkide bulunan felsefecilerden biridir. Hayatı boyunca "Varlık'ın Anlamı Nedir?" sorusuna yanıt aramış, düşüncesini bu soru çerçevesinde yoğunlaştırarak, felsefe tarihini incelemiştir. "Varlık'ın Anlamı Nedir?" sorusuna sistematik bir yanıt verebilmesi onun engin felsefe tarihi bilgisine bağlıdır. Yıllarca Antik Çağ üzerine verdiği ders ve seminerler onun varlık karşısındaki tutumuna yön vermiştir. Felsefe tarihindeki uzun süren varlık incelemesi ve varlık kavramı üzerine yaptığı etimolojik araştırmalar onu, Sokrates öncesi doğa felsefecilerine yöneltmiştir. Heidegger, doğa filozoflarının varlığı önsel ve dolaysız bir biçimde kavradıklarını ileri sürmüştür. Fakat Platon'la birlikte varlığın önsel ve dolaysız kavranışı, metafiziğin etkisi sonucu üstünü kapanmış ve örtüsünün altına gizlenmiştir. Heidegger'e göre, Platon, Batı metafiziğinin de başlatıcısı olmuştur. Felsefe, artık metafiziğin varlığı açıklama evrenidir. Aristoteles'le devam eden bu metafizik varlık anlayışı Orta Çağ'da, dinsel anlam kazanarak, İlahî Varlık alanına dönüşmüştür. Descartes'la başlayan Modern Batı Felsefesinin, varlığı epistemoloji temelli bir metafizik anlayışla ele aldığını ileri süren Heidegger, en büyük karşı çıkışını Kartezyen geleneğe yapmıştır.
Heidegger'in amacı, Kartezyen geleneğe bağlı olan epistemoloji temelli düalist varlık anlayışını yeniden yorumlayarak (tahrip ederek), yerine ontoloji temelli varlık kuramı geliştirmekti. Bu amacını Varlık ve Zaman adlı eserinde gerçekleştirerek çağımızın varlık kuramlarını etkiledi. Martin Heidegger'i anlamak ve onun çağımızdaki konumunu belirlemek için ondan önceki felsefî gelişmeleri de anlamak gerekir. Özellikle Descartes'la başlayan felsefe ve sonraki gelişmeler varlık bağlantısı içinde yorumlanmalıdır.
Descartes'ı modern felsefenin kurucusu ve babası yapan nedir? Descartes felsefesinde ne vardı ki felsefenin akışı ve bakış açısı değişti? Niçin modern felsefeyi Descartes'la başlatıyoruz da Bacon, Galileo, Kopernik ya da Kepler'le başlatmıyoruz? Descartes'ı Descartes yapan nedir?
Yanıt tek kelimeyle "cogito" dur. Çünkü Descartes sonrası tüm filozoflar, felsefenin temeline cogito'nun değişik formlarını koyarak, felsefe yapmaya başladılar. Bunlar Spinoza, Leibniz, Locke, Hume, Berkeley, Kant, Fichte, Schelling, Hegel, Dilthey ve Husserl'dir. Heidegger'e göre, bu geleneği ilk defa cesurca tartışan ve reddeden son Batı metafizikçisi Nietzsche'dir.
Cogito'nun temele alınması ve bunun bilgi kuramsal bir ontoloji ile açıklanma çabası aynı zamanda bilimleri de ön plana çıkarttı. Çünkü cogito'da hiç sarsılmadan ve açık olarak var olan kesinlik, bilimlere matematik öğelerin kesinliği olarak yansıdı. Matematiğin doğruluğu, kesinliği, değişmezliği ve evrenselliği kendini bilimlerin yasalarındaki matematik ifadelerde buldu. Kartezyen gelenekle başlayan cogito merkezli felsefe ve bilim anlayışları 17. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar devam etti.
Cogito, Spinoza'da Bir, Leibniz'de monad, empiristlerden Locke ve Hume'da içi boş levha olan özne, Berkeley'de ruh, Kant'ta transendental özne, Fichte ve Schelling'te Ben ve son olarak Hegel'de de Mutlak Tin oldu. Tüm modern filozoflar cogito'yu öznenin değişik formları olarak kavrayıp onu açıklamaya çalıştılar. Heidegger'e göre, tüm modern felsefe aslında cogito felsefesinden ve epistemolojik felsefeden başka bir şey değildir.

Niçin varlık? 'Varlık' terimi çeşitli karşıtlıkları içerir. O, ilk olarak bilgi ve bilim ile çelişir. Heidegger'in zamanındaki ve daha önceki birçok filozof, özellikle de, Kant'ı takip ettiğini iddia edenler, "ne bilebiliriz?" ve "bilimlerin temelleri nelerdir?" gibi soruları sorarak, temelde epistemolojiyle ya da bilgi kuramıyla ilgilendiler. Heidegger epistemolojiye karşıydı. Bilgi kuramı sürekli bıçağını biler, fakat bir türlü işe başlayamazdı. Bilgi, özellikle bilimin sistematik bilgisi bir taraftan bilen, diğer taraftan hakkında bilinmek istenen obje ya da objeler alanı arasında bir bağlantıyı içerir.

Fakat tüm bu felsefeler bir şeyi unutmuştu. Unutulan zaman'dı. Cogito'nun tüm formlarında zaman ya göz ardı edildi, ya cogito'nun içine ya da cogito'nun dışına konuldu. Hiçbir biçimde, zaman ve cogito birlikte kavranılmadı. Bu bir eksiklikti, bu Dasein'ın kendisini gizlemesi, üstünü örtmesi ve kendisini yanlış yorumlamasından başka bir şey değildi. O halde "Varlık'ın anlamı" yeniden sorgulanmalıydı.
Heidegger'e göre, ilk defa Kant, cogito'yu zamanla birlikte ele aldı. Fakat Kant, kartezyen geleneğe olan aşırı sadakati sonucu zamanın, "Varlık'ın anlamı" olduğunu göremedi. Kant sonrası felsefeler, cogito'nun değişik formlarını ele alıp açıklamaya devam ettiler. 19. yüzyıl felsefe akımlarından Alman romantiklerinin temsilcileri Fichte, Schelling ve Hegel cogito merkezli kuramlarını iyice kavramlaştırıp, soyutlayarak "Varlık'ın anlamını" mutlak tinde aradılar. Zamanı da mutlak tinin açılımında ortaya çıkan tarih kavramıyla açıkladılar. 19. yüzyılın diğer bir felsefe akımı olan pozitivizm ise, zamanı nesnel bir yorumla ele alarak fiziksel olanla ilişkilendirdi. Sonuçta 19. yüzyıl felsefeleri zaman ve varlığın birbirleriyle olan bağlantısını kavramaktan çok uzak kuramlar ortaya koydular.
Heidegger, 19. yüzyılın sonlarına damgasını vuran bir Danimarkalı ve üç Alman filozofuyla birlikte başlayan yaşam felsefesi anlayışının, epistemoloji temelli kartezyen geleneğini yerinden sarstığını öne sürer. Bunlar, Kierkegaard, DiltheyNietzsche ve Husserl'dir. Kierkegaard'ın Hegel'in sistem felsefesini eleştirmesi ve bireyin önemini vurgulaması, Dilthey'in tin bilimlerine önem vermesi sonucu yaşam ve tarih kuramlarını geliştirmesi ve Nietzsche'nin Batı metafiziğini ve kartezyen geleneği acımasızca eleştirmesi, Heidegger'in görüşlerini derinden etkilemiştir. Husserl'in fenomenolojik yöntemini kendine örnek alan Heidegger, varlık felsefesinin ancak fenomenolojik yöntem ile olabileceğini ileri sürmüştür.
20. yüzyıl artık kartezyen geleneğin terk edildiği yüzyıldır. Önce yaşam ve tarih felsefesi, kartezyen geleneği eleştirmeye başladı. Daha sonra varlık felsefesi, kartezyen geleneği tamamen reddetti. Heidegger'e göre, artık cogito merkezli felsefeler yerini varlık merkezli felsefelere bırakmalıdır. Bunun için epistemoloji temelli veya kartezyen geleneğe bağlı varlık felsefelerinden vazgeçilmelidir. Çünkü felsefenin Varlık'ı sorgulaması ve anlaması, epistemoloji ile olamaz. Felsefenin konusu, temel ontolojidir. "Varlık'ın anlamı nedir?" sorusu, temel ontolojinin sorguladığı tek sorudur. Böyle bir soru da ancak kendisinde Varlık'ı açabilecek bir varolanın sorabileceği sorudur. Kendisini kendinde Varlık olarak açan tek varlık Dasein'dır. O halde, temel ontolojinin, yani felsefenin görevi, Dasein'ın Varlık'ını serimleyerek, Varlık'ı açığa çıkarmaktır. Varlık'ı açmanın yöntemi, fenomenolojidir. Dasein'ın varoluşunun analitik serimlenmesinde Varlık'ın anlamının zaman olarak ortaya konulması fenomenolojinin görevidir. Heidegger'e göre, ontoloji, yalnızca fenomonoloji ile olanaklıdır.
Bu nedenle, Birinci Bölüm Heidegger'in varlık felsefesine ayrılmıştır. Bu bölümdeki amacım, Heidegger'in ünlü eseri Varlık ve Zaman'ı aslına uygun olarak ele alarak "Varlık'ın anlamı nedir?" sorusunu cevaplamaktır. Varlık ve Zaman bu bölümde ayrıntılı olarak incelenerek, sorumuzun aydınlatılması sağlanmaya çalışılmıştır. Ayrıca çeşitli dergilerde yazdığım makalelerden ve kongrelerde verdiğim bildirilerden yararlanarak, bu bölüme bir çeşitlilik katmaya çalıştım. "Varlık'ın Anlamı Üzerine", "Zaman ve Varlık", "Descartes'ın Varlık Kuramının Eleştirisi" ve "İnsan Problemi" alt başlıklarıyla Heidegger'in varlık felsefesini değişik boyutlarda ele almak suretiyle, sorumuzun çerçevesini ve irdelenmesini geniş tutmaya çalıştım. Doğal olarak bu bölümde bazı tekrarlara rastlamak olanaklıdır. Zaten Heidegger'in yayınlarında da bu tür tekrarlar çokça yapılmaktadır. Bundan dolayı, Heidegger'i anlatmak ve açıklamak, bazı konuların tekar edilmesini zorunlu kılmaktadır.
İkinci Bölüm'de Heidegger'in bilgi ve bilim felsefesi ele alınmaktadır. Bilgi anlayışı doğrudan varlık anlayışıyla ilgili olduğu için burada araştırılan ve irdelenen yine varlığın kendisidir; çünkü Heidegger'e göre, bilgi ve bilim, ontolojiye göre ikincil olandır. Varlık'ın varoluşsal yapısı yine varlığın kendisinde serimlendiği sürece Varlık varolmasının farkına da varacaktır. O halde, Varlık'ın hakikati veya doğruluğu varolmanın kendisini açtığı varlıkta ortaya çıkacaktır. Bu açıdan bilgi ve bilim anlayışı ele alındığı zaman, yine varlık felsefesinde öne sürdüğümüz bazı açıklamaları bu bölümde de zaman zaman tekrarlamış olmaktayız. Geleneksel bilgi anlayışı ile Heidegger'in bilgi anlayışı karşılaştırılarak, açıklık doğruluk kuramının ne olduğu irdelenmektedir ve bu kuramın sanatla olan bağıntısı ortaya konulmaktadır.
Üçüncü Bölüm'de ise Heidegger'in teknoloji felsefesi yine varlık kuramıyla olan ilişkisi içinde irdelenmektedir. Heidegger'in yazdığı bir makale burada tam olarak çevrilerek, okuyucuya sunulmaktadır.
Dördüncü Bölüm, tarih felsefesine ayrılmıştır. Tarih felsefesine yapılan genel bir girişten sonra, Heidegger'in Varlık ve Zaman adlı eserini temele alarak yazılan iki kitaptan tarihle ilgili bölümler Türkçeye çevrilerek, sizlere sunulmaktadır. Buradaki amacım, varlığın tarihselliğini, zamansallığını, sonluluğunu ve göreceliğini açığa çıkarmaktır.
Beşinci Bölüm, Heidegger'in düşün yaşamı ve eserlerine ayrılmıştır. Heidegger'in düşüncesinin gelişim aşamaları kronolojik olarak serimlenerek, düşünceleri, eserleri ve söyledikleri tanıtılmaktadır. Heidegger'in yazdığı tüm eserlerin bir listesinin yanı sıra Türkçedeki eserlerinin listesi de verilmektedir.


© Uludağ Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü, 19.03.2002