Sevgili ziraat mühendisi adayı öğrencilerim.. Aşağıdaki açıklamaları bilmenizin kendi geleceğiniz açısından büyük önem taşıdığına inanmaktayım. Bu bilgilerin, mesleğinizle ilgili iş bulmaktan, çalışma hayatınızda elde edeceğiniz başarıyı yakalamaya, ve sonuçta yaptığınız işi sevmeye ve iş yaşamınızda mutlu olmaya kadar birçok noktaları içerdiğini düşündüğümden bu yazıyı siz mezun olacak öğrencilerim için derledim. Umarım benim naçizane önerilerimin yararını yaşamınızda görürsünüz. 1-Sahip olduğunuz unvanın bilincinde olunuz. Elinizdeki diploma hangi bölümden olursa olsun, tarım mühendisliği eğitiminin sizlere sağladığı yasal sorumlulukların ve avantajlarının bilincinde olmalısınız. Yurt dışı iş dünyası giderek unvanlardan sıyrılmaya doğru giderken, ülkemizde iş yerlerinde ne yazık ki kişilere göre unvanlar yaratılmaktadır. Oysa, gerçekte unvanlar değil, temel iş süreçleri bu süreçlerdeki temel fonksiyonlar, bu fonksiyonların gerektirdiği işler ile bu işleri yapacakların görev ve yetkileri önemli olmalıdır. İşte, özel kuruluşlarda bu anlayış hakim olduğundan mesleğinizle ilgili olarak bir iş bulursanız, bir çalışanın birden fazla fonksiyonda görev alabileceğini unutmamalısınız. Bu durum da, sizlerin istenen fonksiyonlara uygun bir ya da birkaç uzmanlığa sahip olmanızı gerektirebilecektir. Tarım bildiğiniz çok yönlü üretim faaliyetlerini kapsadığından eğitimi de multidisiplinerdir. İşte bu yüzdendir ki, çalışma hayatınızda sizlerden, kendi bölümünüz dışındaki bilgilerin yer aldığı diğer bölüm konularında da bilgi sahibi olmanızın istenebileceğini bilmelisiniz. Kaldı ki, çalıştığınız kurumlarda zamana bağlı olarak sizden istenen iş formatı içerisinde yöneticilik gibi farklı alanlarda ağır sorumluluk gerektiren işlerin bile bulunabileceğini düşünmelisiniz. 2-Kendinize her fırsatta güveniniz. Güvensizliğin ilacı, bir profesyonelde olması gereken önemli şartları yerine getirmektir. Eğer mesleğinizle ilgili bir işte görevlendirilirseniz, unutmamanız gereken en önemli şey, görevinizi tanımlandığı gibi, eksiksiz, zamanında ve formatına uygun olarak yapmaya özen göstermek durumunda olduğunuzdur. İş yerinde ekip arkadaşlarınızla uyumlu ve kaliteli iletişim kurmak, yaptığınız işi yaratıcılığınızı kullanarak geliştirmeyi bilmek, ve disiplin anlayışınızla örnek olmak kişinin kendisine olan güvenin anahtarıdır. Çalışma yaşamında başarının ne olduğunu sorgulamaya hemen başlayabilmenin de güven konusunda önemli olduğunu unutmamalısınız. Başarısızlığın ise, her insan için yaşam tecrübesi kazanmak, ilerideki kazanılacak başarılarına ulaşmak için eğitici hayat dersleri olduğunun bilincinde olmanız sizi harekete geçirme konusunda cesaretlendirecektir. Tecrübesizlikten kaynaklanan başarısızlıklardan çok, başarmak için uğraşmamak, çalışmamak ve emek harcamamaktan korkmalısınız. Kararlı, istikrarlı, hedefli, planlı, gelişmeye açık olduğunuz sürece başarısız olmanız mümkün değildir. Bunu hiç ama hiç unutmayın. Başarısızlık korkularının ilk işe alınanlarda yaygın olarak görüldüğünü, ve bunun gayet normal olduğunu bilmeli, herkesin bazı devrelerde böyle durumlar yaşayacağından hareketle kendi korkularınızın üstesinden gelebilmeniz için çalışma hayatına girdiğinizde bir psikologdan profesyonel yardım almayı düşünebilirsiniz. Şurasını iyi biliniz ki, kendisini iyi yetiştirmiş, sosyal yönü kuvvetli, yabancı dil ve bilgisayar destekli problem çözme yöntemlerini bilen bir mezun için iş bulma sorunu yoktur. Ben böyle düşünüyorum. Bir ziraat fakültesi mezunu olarak özel sektörden kamu kuruluşlarına kadar her türlü teknolojiyi kullanma yönündeki bilgiye, beceriye ve kendine güvene sahip olduğunuz sürece istediğiniz gibi iş bulma gibi bir sorununuzun olmadığını yaşayarak göreceksiniz. 3-Aradığınız işi mutlaka tanımlayabiliyor olunuz. Ülkemizde işsizliğin çok yaygın olduğunu, kalifiye olmasına rağmen çok sayıda insanın işsiz olduğunu, bu yaygın kalifiye işgücünün aynı zamanda rekabeti artırarak ücretleri düşürdüğünü bilmeli ve buna göre sağlıklı bir değerlendirme yapmalısınız. Eğitiminize, niteliklerinize ve kariyer hedeflerinize uygun bir işte çalışmak istemenizin önemli olduğunu unutmayınız. Bana sorarsanız, aldığınız eğitimin size neleri kazandırdığını ve bu mesleğin uygulama alanlarının neler olduğunu, çok iyi biliyor olarak işe başlamalısınız. Bu tür bilgileri zaten okul yaşamınız boyunca toplamış olmanız gerekir. O halde size düşen bu konuda sağlıklı değerlendirmeler yapabilmektir. Mesleki alanlarınız ile çalışacağınız alanlarda büyük bir örtüşmenin bulunması, sizi mesleğinizi sevmekle sonuçlandıracağını unutmayın. Bu da çalışma yaşamında başarı ve mutluluğu yakalamakla özdeştir. Bunun yanı sıra, kişisel özelliklerinizin hangi uygulama alanı ile uyumlu olduğunu da belirlemeniz gerekir. Bu bilgiler ışığında stajın değişik alanlarda yapılması veya fırsat buldukça part time çalışarak ve değişik alanlardaki tecrübeli çalışanlarla iletişim kurarak kendinize uygun olan mesleki iş formatınızı belirleyebilirsiniz. Mezun olduğunuzda da bu tecrübelerinizle iş ve alan seçimiz daha da netleşecek, gelecek iş yaşamına henüz öğrencilik sürecinde bilinçli bir şekilde hazırlandığınızdan, elde ettiğiniz bu süreç sizi emsal mezunlardan çok daha avantajlı bir konuma taşıyacaktır. 4-Her ortamda profesyonel bir imaja sahip olunuz. Kendini sürekli geliştirebilen, uyumlu, esnek, özgüveni ve kişisel motivasyonu yüksek, farklılıklara saygı gösteren ve farklı iş, kişi ve koşullara kolaylıkla ayak uydurabilen kişi profesyonelliğe çok kolay ayak uydurabilecek kişidir, ve bu özellikler, çalışma yaşamında sizlerde bulunması gereken özelliklerdir. Unutmayın, kolay elde edilen bir şeye herkes ulaşabilir, ancak değeri, zor elde edilene göre daha düşüktür. Kılık-kıyafetinizde iş dünyasının gereklerini yansıtmak profesyonel imaj elde etmenin en kolay yoludur ve ilk bakılanıdır. İyi ve düzgün konuşmanız, ölçülü ve iyimser tavırlarınız, yabancı dili iyi kullanmanız gibi nitelikleri kazanmak belki daha zordur, ancak profesyonel imaj için mutlaka geliştirilmesi gereken özelliklerdir. 5-İş bulmadaki yol haritasında önerilenlere kulak veriniz. Başlangıç noktanız, aradığınız işin tanımı ile çevrenizde o işi yapan ideal bulduğunuz kişinin profilini inceleyip, kendi kişilik özellikleriniz ve eğitim/deneyimlerinizle karşılaştırmak olmalıdır. Hedeflediğiniz işe birebir uygun olduğunuzu düşünüyor iseniz, söz konusu pozisyonlar hangi sektörlerde, hangi şirketlerde olabilir mantığıyla bir araştırma yaparak o şirketlerle temasa geçebilirsiniz. Kurumlara başvurularınızda özgeçmişleriniz ile bu beklentinizi ''iş hedefiniz'' olarak yazmalısınız. İş ortamında mesleki bilginizin yanında insan ilişkileri de çok önem kazanmaktadır. Okulda öğrendiklerinizi uygulayabilmek için çalışmayı planladığınız iş ve kurum hakkında derinlemesine bilgi sahibi olmalı ve kendinizi olası bu istekleri karşılayabilecek sürekli geliştirmelisiniz. Okulda size verilenlerin çalışma hayatınız için sadece önemli anahtar bilgiler olduğunu, ve gerçek bilgilenmenin bireysel yeteneklerinizle elde edeceğinizi sakın unutmayın. Bu amaçla, yetiştirilmek üzere eleman arayan firma ilanlarına başvurabilir, iş dünyasında tecrübe kazanana kadar stajyer statüsünde, düşük ücretle çalışma koşullarına bir süre dayanmanız gerekebilir. İş arama sürecini kendinizi geliştirmek için bir fırsata dönüştürmelisiniz. Örneğin, ingilizce ve bilgisayar bilginizi geliştirmeniz iş ararken size çok fayda sağlayacaktır. Günümüzde şirketler, genellikle eleman aranan pozisyonun teknik ve davranışsal yeterliliklerini ilan ederek eleman aramaktadır. Aranan özelliklerin sizde var olduğundan emin olduğunuz pozisyonlara başvurmalısınız. Bir işi istemek yetmez. İşin gerektirdiği temel yeterliliklere sahip olmanız gerekir. Aksi durumda kaçınılmaz olarak CV (Curriculum Vitae=özgeçmiş) inceleme sırasında ya da mülakatlarda elenirsiniz. Diğer önemli konu, özgeçmişinizin sizin özelliklerinizi tam olarak yansıtıyor olmasıdır. Özgeçmişinizi bir ön başvuru mektubuyla güçlendirmeyi de ihmal etmemelisiniz. İyi ve etkili olabilecek bir özgeçmişin nasıl yazılacağı konusunda detaylı bilgileri bu yazının son bölümlerinde bulabileceksiniz. 6-Uyumlu olunuz. Çalışma yaşamında hiçbir zaman yöneticiler ile ve diğer çalışanlar ile kişisel çekişmelere girilmemesi iş yerlerin temel istekleri içerisindedir. Bu çekişmelerde en büyük payın yöneticilere değil, çalışan tarafına düşeceği bilinmelidir. Şirket yöneticileri, gerekirse özeleştiri yapabilen ve yöneticilerle uzlaşma yolları arayabilen elemanları işe almak ister. Özel şirketlerin “uyumlu eleman” tanımından kastettiği ve işe alınacaklarda aradığı temel özellik öncelikle budur. Bu yönlerinizi etkileyen olumsuz tavır, davranış ve tutumlarınızı objektif olarak belirleyip en aza indirme yönünde çaba içerisinde olmalısınız. Bu konuda bir psikologdan yardım talep ediyor olmanız son derece çağdaştır. 7-Fırsatları değerlendirmede atıl kalmayınız. Örneğin, okul sürecinde yapılan stajlar iş dünyasını tanımanız için önemli fırsatlardır. Stajlarınızı sadece zorunlu olan bir uygulamayı tamamlamak amacıyla değil gelecek iş dünyasına hazırlanmak amacıyla yaparsanız daha başarılı sonuçlar elde edebilirsiniz. Hatta, başarılı stajyerler kalıcı iş teklifleri de alabilmektedirler. Yaşamın her alanında fırsatları değerlendirmek sizin elinizdedir. 8-Çok iş değiştirmenin sakıncalarını biliniz. Çok iş değiştirmek işe almada olumsuzluk olarak görülür. Çok iş değiştirmiş kişilere kazandığı deneyimlerden çok neden fazla sayıda iş değiştirdiği sorulur. Çoğu iş yerinde ise, iş değiştirme durumu, bireyin önceki işlerde karşılaştığı uyumsuzluklar olarak değerlendirilmektedir. Diğer yandan, firmaların eleman arayışlarında çoğunlukla genç adayları tercih ettiği bilinen bir gerçektir. Bunun da nedeni genç insanları eğitip firma kültürüne adapte etmenin daha kolay ve daha az maliyetli olduğudur. Benim burada sizlere önerim, istediğiniz türden bir iş bulduktan sonra, çok haklı bulduğunuz nedenler olmadıkça onu değiştirmeye yönelik eğilim içerisinde bulunmamanızdır. Aksi taktirde, bu yönde bir eğilim içersinde iseniz ve bu eğiliminizin çevrenizde biliniyor olması bile, işinizi gelecekte gittikçe güçleştireceği kaçınılmazdır. 9-Öğrenim süresince not ortalamanızı yüksek tutmak için gayretli olunuz. Not ortalaması; hiçbir tecrübesi olmayan yeni mezun bir aday için çalışkanlığını, ilgi duyduğu alana karşı disiplin anlayışını göstermesi açısından dikkate alınabilecek bir başarı kriteri olabilmektedir. Her işin gereklerine göre eleman alınır. Lise mezunu gerekiyorsa lise mezunu alınır, ne daha fazlası ne de daha azı uygun değildir. Bu pozisyonlara mühendis olduğunuz ve daha yüksek eğitimden geçtiğiniz için mutlaka sizin alınmanız gerektiğini düşünmeyin. Moralinizi bozmadan, kendinize, uzmanlık alanınıza, yeteneklerinize uygun işlere başvurmalısınız. Şirketler, eğitim açısından düşük pozisyonlara alınacak yüksek öğrenimli gençlerin, ilk fırsatta iş değiştirecekleri bilinci içerisinde bulunduğundan onlara yapılacak mesleki eğitim gibi maliyetli yatırımlara girmek istememektedir. 10-İş deneyimi önemli ama gözünüzü korkutmasın. Bir elemanı yetiştirmek uzun ve maliyetli bir süreçtir. Ücretlerin düştüğü, işsizliğin yüksek olduğu bir ortamda firmalar tecrübeli, işe hemen adapte olacak adayları seçmektedir. “İşe yeni başlayanlar nasıl tecrübeli olsun ki?” diye sorabilirsiniz. O halde burada yapmanız gereken, diğer yeni mezunlarla ve mevcut çalışanlarla aranızda bir fark oluşturmanın yollarını bulmaktır. Unutmayın, farksız olanlar nasıl olsa çoktur, ancak farklı olanlar azdır ve kazanır. Bu böyle. Piyasanın ihtiyaçlarını takip edin ve henüz yaygın olarak bilinmeyen yeni konularda kendinizi geliştirmeye çalışırsanız öncelikli olarak tercih edilebilirsiniz. Ayrıca ücret, pozisyon, çalışma saatleri gibi parametrelere takılmadan bir işe girmeye çalışmalısınız. Yineliyorum, eğitim ve tecrübenizin yeterli olduğuna inandığınız pozisyonlara başvuru yapmaya özen göstermelisiniz. Mülakatlarda size yöneltilen sorulardan eksikliklerinizi saptayıp hızla tamamlamaya çalışmalısınız. Eğer tecrübeli olduğunuz pozisyonlara başvurup ret cevabı alıyorsanız muhtemelen yaş sınırına takılıyor olabilirsiniz. Bu durumda yüksek ücret beklentinizden belki biraz taviz vererek kısa sürede tecrübenizle başarı elde edebilir ve istediğiniz noktaya ulaşabilirsiniz. Firmalar genellikle ilanlarında tecrübeli ya da yetiştirmek üzere eleman aradıklarını belirtiyorlar. Bu ayrıntıları dikkatle takip etmeli ve deneyim yönünden kendinize uygun olabilecek pozisyonlara başvurmalısınız. Daha önce bir şekilde çalışma deneyimine sahip iseniz, deneyimli olduğunuz konularda firmaya katabileceklerinizi, sağlayacağınız katma değeri vurgulamanız faydalı olabilir. 11-Davranışlarınızın önemini biliniz. İşiniz sadece iş bulmakla kalmıyor. İş bulduktan sonra da şirkette kalıcı olabilmeniz için yapmanız gerekenler şeyler de var. Örneğin, her konuda sadece kendi kişiliğinize özgü yalın ve içten davranmak gibi. Göze girmek için özel olarak yapacağınız her şey, aslında sizin için çok daha önemli olan çalışma arkadaşlarınızla gereksiz gerginliğe yol açacaktır. Bunu hiç unutmayın. Siz göze girmek için değil, başarılı olmak için işe alınacaksınız değil mi? Başarılı olmak için ne yapabilirim, diye soruyorsanız; firmanın kültürünü, genel yapısını (sadece sizin çalıştığınız alanla sınırlı kalmaksızın) iyi bir şekilde öğrenmeniz, üzerinize düşen işleri, yineliyorum, zamanında, eksiksiz ve iş formatına uygun olarak yapabilecek güveni vermeniz gerekmekte. Diğer yandan, yaptığınız işi daha verimli hale getirmek üzere projeler üretebilecek ve iyileştirme önerileri getirebilecek kültüre sahip olmanı sizi başarılı kılacaktır. Bütün bunlar gerçekleştiğinde bir de bakacaksınız ki, birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızla uyumlu, aynı zamanda yöneticilerinizin de sevdiği bir eleman haline gelmişsiniz. Bir işi göze girmek amacıyla değil, sorumluluk bilinciyle yapmanız daha kişilikli ve etkin bir eleman olmanızı sağlayacaktır. Profesyonel bir çalışan, kendisine verilen işi eksiksiz olarak ve zamanında yapar. Yaptığı işe yaratıcılığını katarak işi geliştirmesi ise onu emsallerinden daha iyi bir yere taşır. Başarılı olmak için göze girmeye değil, işinizi mükemmel yapmaya odaklanmalısınız. 12-Yurt dışı olanaklarını araştırmadan çekinmeyiniz. Bazı öğrencilerimin, mezuniyetin ardından yurt dışı eğitim ve çalışma olanakları ile ilgilendiğini biliyorum. Bu konuda benim deneyimimden yararlanmak isteyenlerin sorularına sıkça muhatap oluyorum. Şunu kısaca söylemeliyim ki, ABD, Kanada İngiltere, Almanya ve Hollanda gibi ülkeler ziraat mesleği ile ilgili konularda oldukça gelişmiş ülkelerdir. Bu ülkelere daha da ekleme yapılabilir. İngiltere ve diğer AB üyesi ülkelerde de belki çalışma veya lisans üstü eğitim imkanı bulabilirsiniz. Ne var ki, bana göre, sizin konumunuzda olanlar için en iyisi öncelikle hem dil eğitimi veren hem de staj ayarlayan bir programa katılıp ABD, Kanada veya Almanya, Hollanda gibi ülkelere gitmenizdir. Kanada yetişmiş elemanları daha sonra göçmen olarak da kabul edebildiğinden, yurt dışında yaşamak isteyenler için en uygun fırsat olabilir. Amerika’da veya Kanada’da iş bulmak için ilk ise, önce bazı eğitim programlarına katılmalısınız. Bunlar içerisinde bilgisel altyapı, yabancı dil düzeyiniz, geçmişe yönelik çalışmalarınız, sosyal yönünüz, daha önce yurtdışında çalışmanız olup olmadığı gibi bir çok bilgi gerekmektedir. ABD ve Kanada’da lisans üstü eğitime gelince: biliyorsunuz oldukça maliyetli. Ama hemen ümitsizliğe kapılmayın, çünkü bu ülkelerde burs programları çok yaygın. Ülkemizden de yeterli koşulları sağladığınız sürece burs bulmak mümkün. Tabii bunun için Tubitak, MEB, British Council, Full Brigth gibi kurumların burs imkanlarını araştırmalısınız. 13-Bulduğunuz işi sevmenin yollarını arayınız. İş hayatında mutlu olmanın yolu, sevdiğiniz, kendinizi ifade edebileceğiniz, yeteneklerinizi kullanabileceğiniz ve kısaca beklentilerinizi karşılayabilecek bir işi yapmaktır. Tabii ki, bunu yaparken gerçekçi olmak gerekir. Kişi, kendi şartlarını iyi analiz etmeden gelecekle ilgili hayaller kurup ve buna göre hedefler belirler, ve daha sonra bu hedeflerine ulaşamazsa mutsuz olmaktadır. Bu her insanın doğasındadır. Hedefleriniz ne çok kolay ulaşılabilecek kadar yakın, ne de yakalayamayacağınız kadar uzak olmalıdır. Mutsuzluğunuz ekonomik bazlı ise, Türkiye’nin içinde bulunduğu mevcut şartları göz önüne alarak sabırlı olmalısınız. Başka çareniz yok. 14-Üniversite kıyaslaması yapmak yanıltır. İş yaşamında büyük küçük üniversite kavramı giderek etkisini yitiriyor. İş dünyası, öğrendiklerini iş hayatına uygulayabilen, muhakeme yeteneği olan, yaratıcı, gelişmeye, öğrenmeye açık olan genç mezunlara eskisinden daha fazla fırsat tanıyor. Bana sorarsanız, mezunlarımızın bilgi ve beceri düzeyleri ile diğer üniversite mezunlarının sahip oldukları bilgi ve beceri düzeyleri arasında fark bulunmamakta. Ancak yine de böyle düşünmüyorsanız, yabancı dil ve bilgisayar bilgisi konusunda kendinizi geliştirmeniz diğer üniversitelerde okuyan öğrencilerle “aranızda olduğunu düşündüğünüz farkı” büyük ölçüde kapatacaktır, merak etmeyin. Bu nedenle okul sürecinde hangi mesleki alana yöneleceğinizi belirleyip, paralel olarak bu alan için gereken ek özellikleri kazanmaya çalışmalısınız. Bu nokta önemli. 15-Özgeçmişinizi çok iyi ifade etmeyi öğreniniz. Yeni mezun ve çalışma hayatına atılacak adaylar, henüz iş tecrübeleri olmadığı için, öğrenim sürecine yönelik bilgilerini özgeçmişlerinde öne çıkarmalıdır. Öğrenim sürecinde yapılan stajlar, projeler, referans hocaları belirtmek beklenen yaklaşımdır. Özgeçmişlerini bir ön mektup ile desteklemekte de büyük yarar vardır. Kariyer hedefini, neden bu firmada çalışmak istediğini, hangi alanda gelişmek istediğini belirten bir ön mektup özgeçmişe önemli katkılarda bulunabilir. Özgeçmişinizi hazırlarken her türlü teknik yardımı almanızda bir sakınca olmaz. Önemli olan içeriğin doğru olması ve sizin bu bilgilere hakim olmanızdır. Son olarak iyi bir “Özgeçmiş” hazırlamak için dikkat edilmesi gereken noktaları sizler için şöyle sıralayabilirim :
Son olarak, iş görüşmelerine hazırlıklı gidiniz. İş görüşmelerinizde (interview) nasıl davranmanız gerektiğini önemli olduğu için ayrıca kaleme aldım. Lütfen bu konudaki önerilerimi de dikkate alınız. Umarım, bu konuda sizlere sunduğum bilgilerin yararını yaşamınızda görürsünüz. Mezun olacak tüm öğrencilerime okul sonrası yaşamlarında sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum. Prof.Dr. Rasim Okursoy
|