|
BURSA
VE ÇEVRESİNDEKİ TARİHİ YAPILARIN VE ÖREN YERLERİNİN BELGELENMESİ
Uludağ Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyon Başkanlığı tarafından
desteklenen “Bursa ve Çevresindeki Tarihi Yapıların ve Ören Yerlerinin
Belgelenmesi” başlıklı projeye 24.10.2001 tarihinde başlanmış 21.04.2005’de
tamamlanmıştır. Projenin temel amacı Bursa ili dahilindeki anıtların ve ören
yerlerinin görsel bir arşivini oluşturmaktır. Dolayısıyla çalışmaların tamamı
dia çekimine dayandığı için hava koşullarının elverdiği sürelerde çalışmalar
yapılabilmiştir.
Proje kapsamında çekilen 2910 adet dia camlı çerçeveler içine yerleştirilmiş,
üzerlerine kimlik bilgileri yazılarak tasnif edilmiştir.Dia tasnif düzeninde
Kazım Baykal’ın Bursa ve Anıtları, Bursa 1993 (üçüncü baskı) kitabında
kullandığı yöntem yol gösterici olmuştur. Bu yöntemden yola çıkarak, Bursa
merkezde batıdan doğuya ve kuzeyden güneye uzanan doğrultudaki tarihi eserlerin
diaları bölgelere göre tasnif edilmiş, her bölge için bir dosya hazırlanarak
yapıların listesi, Kazım Baykal’ın kitabında yer alan haritaların güncel hali,
diaların ait olduğu bölge ile ilgili genel bir değerlendirme metni ve o bölge
ile ilgili kaynaklar eklenmiştir.
Bu proje çalışması ile Bursa merkezdeki tarihi yapılarla ilgili zengin bir dia
arşivinin oluşmasını sağladığı gibi, geçmişi geleceğe taşıma bağlamında
Bursa’nın tarihi yapıları da belgelenmiş olmaktadır. Ayrıca bu arşiv bölüm
derslerinde kullanılabileceği gibi, bilimsel araştırmalara da görsel malzeme
desteği sağlayacaktır.
DERECİK KÖYÜ BAZİLİKASI KURTARMA
KAZISI
Bursa ili, Büyükorhan
ilçesi, Derecik Köyü, Künbet mevkiinde kaçak bir kazı sonucu zemini mozaiklerle
süslü bir yapının varlığının anlaşılmasıyla Bursa Müze Müdürlüğü’nün
başkanlığında, Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü
öğretim elemanları ve öğrencileri, İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez
Laboratuarı uzmanlarının bilimsel katkılarına ek olarak, Kültür Bakanlığı ile
Büyükorhan Kaymakamlığı ve Belediyesinin maddi destekleri ile, Ağustos 2001’de
kurtarma kazısı yapılmıştır.
Çalışmalar sonunda,
Roma dönemine tarihlenen Zeus kültüne ait bir merkezin üzerine kurulmuş, IV.-V.
Yüzyıllara ait bazilika planlı, üç nefli, zemini tamamen döşeme mozaikleri ile
kaplı bir Bizans kilisesi ortaya çıkarılmıştır. Döşeme mozaiklerinin tahrip olan
bölümünde yapılan sondajlar sonucunda, kilisenin iki ayrı inşaat evresi
geçirdiği belirlenmiştir.Aynı yerdeki ilk kilisenin biraz daha küçük ve
zemininin tuğla döşendiği anlaşılmıştır. V. Yüzyılın başlarında bu yapı
genişletilmiş ve zengin döşeme mozaikleri ile bugün kalıntıları görülen kilise
inşa edilmiştir. Kilisenin mozaikleri de malzeme ve konular açısından iki ayrı
döneme ayrılır. Birinci dönemde mavi, kırmızı ve beyaz mozaik taneleri ile
yapılmış tamamem geometrik düzenlemelerden oluşan kompozisyonlar bulunurken
ikincisinde yeşil, beyaz, kırmızı mozaik taneleri ile yapılmış geometrik
düzenlemeler içinde tavuzkuşu, keklik, ördek gibi kuş figürleri ve birbirlerine
düğümler ile bağlanan şeritlerden oluşan bir kompozisyon görülür.
İstanbul, İzmit,
İznik, Erdek gibi büyük ilkçağ kentlerinde zemini mozaiklerle süslenmiş birçok
kilise bulunuyordu. Ancak kolayca tahrip olabilen malzeme ve yoğun yerleşim
bunların çoğunun ortadan kalkmasına neden olmuştur. Şimdilik Büyükorhan
Bazilikası, Maramara Denizi çevresinde bulunan bu tarz mozaiklere sahip tek
kilisedir. Yaklaşık 50cm ile 100cm arasında bir toprak tabakası altında kalan
mozaik zemin, üzerinde ziraat yapılmasına rağmen büyük ölçüde sağlam
kalabilmiştir. Ancak bazı bölümlerde büyüyen ağaçların kökleri mozaiğin
dağılmasına neden olmuş, dağılan mozaik taneleri restorasyonda kullanılmak
amacıyla dikkatle toplanmıştır.
Maddi destek
sağlanması halinde burada çalışmalar devam edecek, mozaik zemin restore edilip
üzeri kapatılacak ve yapının etrafında bulunan yapı kalıntıları çıkarılmaya
çalışılacaktır.
|