SPOR
HEKİMLİĞİNİN TARİHÇESİ
Dünyada
ve ülkemizde, spora ilginin eski ve köklü olmasına karşılık
spor hekimliğinin gelişmesi, ancak 20. yüzyılın başlarına
rastlamaktadır. Daha önceki dönemlerde konuyla ilgilenen
ve sporla tıbbın işbirliğinin önemine işaret eden bazı
hekimlerin olmasına ve hatta 16. yüzyılda Hieronymus Mercurialis
tarafından ilk spor hekimliği kitabının yazılmasına karşın,
çok yönlü bilimsel çalışmaların ilk adımı 1883 yılında
Almanya'da atılmıştır. Bu tarihte Magdeburg Üniversitesinde
ilk ergometrik çalışmalara başlanmış olup bu çalışmalar
modern spor hekimliğinin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
Bu gelişmelere paralel olarak ilk spor hekimliği merkezi
1913 yılında Dresden' de (Almanya) açılmıştır. Bu merkez
daha çok spor yapan kişilerin sağlık kontrollerinin yapıldığı
bir alanda faaliyet göstermiştir. Bunu takiben 1928 yılında
St.Moritz' de (İsviçre) Dünya Spor Hekimliği Federasyonu
kurulmuştur. Aynı yıllarda ülkemizde spor hekimliğinin
gelişmesi Cumhuriyetin kurulması ile birlikte olmuştur.
1924 yılında düzenlenen Paris Olimpiyatları' na Atatürk'
ün "Türk sporcuları bu olimpiyatlara katılacak"
demesi ile çok sınırlı bir bütçeden kaynak ayrılarak Türk
sporcuları Paris'e gönderilmiştir. Sporcuların bakımlarıyla
ilgili olarak da, askeri bir doktor olan Albay Sırrı Alıçlı
görevlendirilmiştir. Sırrı Bey, yurtdışından bir takım
kaynaklar getirmiş ve Türkiye'de ilk defa sporcu sağlığı
konusu telaffuz edilmeye başlanmıştır. Spor hekimliği
kavramını ise ilk kez dile getiren Dr. Raşit Serdengeçti
olmuştur. Spor hekimliğinin kurucusu sayılan Dr. Raşit
Serdengeçti, 1940'lı yıllarda Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nde
(o zamanlarda Beden Terbiyesi Umum Müdürlüğü olarak bilinmekte)
spor hekimliğinin kurumlaşması yönünde bir sağlık dairesi
kurmuştur. 1964 yılında yayınladığı "Spor Hekimliği
nedir, Ne İçindir ve Nasıl Teşkilatlanmalıdır." başlıklı
kitabıyla spor hekimliği konusunu yeniden gündeme getiren
Serdengeçti, daha sonraki çalışmalara öncülük etmiştir.
Bu çalışmalar bir süre sonra sonuç vermiş ve 1965 yılında
İzmir' de Türkiye Spor Hekimleri Derneği kurulmuş ve 1966
yılında bu dernek Uluslararası Spor Hekimliği Federasyonu'
na (FIMS) üye olmuştur. Türkiye' de önemli adımlardan
biri de 1973 yılında ilk Spor Hekimliği Enstitüsü' nün
Ege Üniversitesi bünyesinde, İzmir' de faaliyete geçmesidir.
Enstitünün kurulmasında ve gelişmesinde Prof. Dr. Necati
Akgün' ün özverili çalışmaları önemli rol oynamıştır.
Böylece Türkiye' de ilk defa spor hekimi uzmanı yetiştirilmeye
başlanmıştır ve Prof. Dr. Necati Akgün'ün kurduğu bu enstitü
YÖK ile birlikte bir ana bilim dalı haline gelmiştir.
Son yıllarda, üniversitelerimizin spor hekimliği konusuna
önem vermesi ve tıp fakültelerinin bünyesinde spor hekimliği
enstitüsü veya bilim dalı başkanlıklarının oluşturulmasıyla
birlikte, bu alandaki çalışmalar yoğunlaştırılmıştır.
Günümüzde 18 Tıp Fakültesinde Spor Hekimliği BD veya ABD
olarak faaliyet göstermektedir. Ege, Ankara, Uludağ, İstanbul,
GATA, Hacettepe, Süleyman Demirel Üniversitelerinde spor
hekimliği uzmanlık programı bulunmaktadır. Üniversitemiz
bünyesinde ise spor hekimliği bilim dalı 1989 yılında
kurulmuş ve 2002 yılında anabilim dalı haline gelmiştir.
Spor Hekimliği, spora bağlı ortaya çıkan yaralanmalar
ve onların engellenmesi, teşhisi ve tedavisi ile ilgilenen
bir tıp alanıdır. Yaralanmanın engellenmesi ve tedavisi
ile sporcunun sağlığını en uygun şekilde idame ettirmek
ve performansını en üst düzeye çıkarmak amaçlanmıştır.
Buna karşılık terim olarak Spor Hekimliği genellikle çoğu
kişi tarafından spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyonun
yapıldığı bir alan olarak algılanmaktadır. Amerikan Spor
Hekimliği Birliği (ACSM) spor hekimliğinin tarifini, egzersiz
ve spor ile ilişkili olan fizyolojik, biomekanik, psikolojik
ve patolojik durumlar ile uğraşan çok alanlı ve alanlar
arası bir çalışma şeklinde yapmıştır. Dünya Spor Hekimliği
Federasyonu'nun (FIMS) tanımına göre de, egzersiz, antrenman
ve sporun -ayrıca hareket eksikliğinin (sedanter yaşamın)-
sağlıklı ve hastalıklı bireyler üzerindeki etkilerini
inceleyen, tanı, önlem, tedavi ve rehabilitasyon konularında
harekete katılan her yaştaki ve cinsteki bireylere yardımcı
olacak çalışmalar üreten teorik ve uygulamalı bir tıp
dalı olarak ifade edilmektedir. Yaşam kalitesini arttırmak
için egzersiz ve spora katılımı özendirmek ve katılım
sırasında ortaya çıkan sorunları en kısa zamanda çözümleyerek
aktiviteye geri dönüşü sağlamak spor hekimliğinin temel
uğraşısıdır. Bu tanılardan da anlaşılacağı gibi asıl anlamda
spor hekimliğinin sadece yaralanmaların tedavisi ile değil
aynı zamanda egzersiz ve spor performansının değişik yanları
ile de ilgili olduğunu görmek mümkündür. Günümüzde egzersiz
ve sporun insan sağlığı üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini
ortaya çıkarmak, sorunların teşhis ve tedavilerini, sporcu
performansının tıbbi yönlerini klinik ve araştırmalar
çerçevesinde ele almak için pek çok disiplin ortaklaşa
bir işbirliği içindedir. Bunlar arasında beden eğitimi
uzmanı, spor psikoloğu, spor fizyoterapisti, beslenme
uzmanı ve spor hekimi vardır.
Spor hekimliğinin temel görevleri şu şekilde sıralanabilir:
a) spora katılım öncesi sağlık muayenesi ile bireylerin
egzersize uygunluğunu değerlendirmek; b) bireysel ve dolayısıyla
toplumsal sağlığın korunması ve geliştirilmesi yönünde
egzersize katılımla ilgili araştırma yapmak ve eğitici
rol oynamak; c) sağlığın korunması ve geliştirilmesi için
egzersiz reçetesi oluşturmak ve bunu uygulatmak; d) spora
katılımla ortaya çıkan akut veya kronik sağlık sorunları
veya yaralanmaların muayene, ölçme ve değerlendirmesini
yapmak, tanısını koymak ve medikal ve sportif rehabilitasyon
tedavilerini planlamak, gerektiğinde ilgili uzmanlık dallarına
yönlendirmek; e) saha hekimi olarak spor alanlarında ilk
yardım uygulamaları yapmak; f) spor kulüplerinde takım
hekimliği uygulamaları yapmak; g) her türlü dopingle mücadele
çalışmalarına katılmak; g) tedavisinde egzersizin yararlı
olduğu diabet, astım, obezite, hipertansiyon, değişik
psikiyatrik sorunlar (depresyon, uyku sorunları …) gibi
değişik hastalıklarda egzersiz reçetelerinin hazırlanması
ve egzersizin etkilerinin takibini yapmak. Anlaşılacağı
üzere spor hekimliği uzmanlığı sadece lisanslı sporcuya
hizmet eden bir hekim değildir. Spora yeni başlayacak
her yaştan bireylerin sağlık kontrollerinin yapılması,
spora katılımda ortaya çıkan sağlık sorunları ve yaralanmaların
çözümleri, sağlığın korunması ve geliştirilmesi yönünde
sporun yararlarının eğitim yoluyla bireylere aktarılması,
tedavisinde egzersizin fayda sağladığı değişik hastalıklar
spor hekimliğinin perspektifi içinde düşünülmektedir.
Bu amaçlar doğrultusunda da Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
Spor Hekimliği polikliniğinde; genel sporcu sağlığı ve
spor yaralanmalarından korunma, spor yaralanmalarının
tanı, tedavi ve sportif rehabilitasyonu, spora başlamak
isteyenler için sağlık kontrolleri ve öneriler, sporcu
lisans muayeneleri, kronik hastalıklar için egzersiz önerileri
(Yüksek Tansiyon, Şeker Hastalığı, Obezite ...), sporculara
sporcu beslenmesi, doping, ergojenik yardım, sporcu psikolojisi
vb. konularda öneri ve tedavi hizmeti verilmektedir. Bu
doğrultuda bünyemizde bulunan spor hekimi, fiziksel tıp
ve rehabilitasyon uzmanı, spor fizyoloğu, beden eğitimi
uzmanı, spor psikoloğu ve spor fizyoterapisti bir bütün
halinde görev almaktadır.
|
|
|